Seçim Gündeme gelince Güvenliği'de Tartışılır oldu .
Türkiye'de çok partili hayata geçilmesinden bu yana onlarca genel ve yerel seçim gerçekleştirildi. Geçmişte zaman zaman seçim güvenliğiyle ilgili çeşitli iddialar gündeme gelse de, uzun yıllar boyunca "sahte seçmen" ya da "mükerrer oy" kullanımına dair yaygın ve somutlaşmış bir kriz yaşanmadı. Ancak son yıllarda artan göç hareketleri ve vatandaşlık politikaları, seçim güvenliği konusunu yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.

Özellikle son 15–20 yılda Türkiye'ye gelen ve sayıları milyonlarla ifade edilen sığınmacılar arasında kaç kişinin vatandaşlık aldığı, bu kişilerin hangi illerde ikamet ettiği ve seçmen kütüklerine nasıl yansıdığı konusu kamuoyunda sıkça tartışılıyor. Afganistan, Pakistan, Bangladeş, İran, Irak, Suriye ve çeşitli Afrika ülkelerinden gelen göçmenlerin bir bölümünün Türk vatandaşlığına geçtiği biliniyor. Ancak toplam sayı ve dağılıma ilişkin verilerin daha şeffaf biçimde paylaşılması gerektiği yönünde çağrılar yapılıyor.

Benzer şekilde, gayrimenkul alımı yoluyla Türk vatandaşlığı elde eden yabancıların sayısı da merak konusu. Özellikle son yıllarda yürürlüğe giren düzenlemelerle belirli bir yatırım tutarını karşılayan yabancılara vatandaşlık hakkı tanınması, kamuoyunda "seçmen yapısında değişim" tartışmalarına yol açtı. Yurt dışındaki temsilciliklerde oy kullanma süreçlerinde yaşandığı öne sürülen bazı gözlemler de bu tartışmaları besliyor.
Bu çerçevede bazı çevreler, seçimlerde geçmişte uygulanan "parmak boyası" sisteminin yeniden hayata geçirilmesini öneriyor. Parmak boyası uygulamasının mükerrer oy kullanımını teknik olarak zorlaştıracağı ve kamuoyundaki güveni artıracağı savunuluyor. Seçim güvenliğinin sadece teknik değil, aynı zamanda toplumsal güven meselesi olduğuna dikkat çeken uzmanlar, şeffaflığın artırılmasının ve seçmen kütüklerinin düzenli biçimde güncellenmesinin önemine işaret ediyor.
Muhalefet partilerinin ve sivil toplum kuruluşlarının seçim güvenliği konusunda şimdiden hazırlık yapması gerektiği belirtilirken, ilgili kurumların da vatandaşlık verilen kişi sayıları, ikamet dağılımları ve seçmen kütüklerine ilişkin verileri açık ve denetlenebilir biçimde kamuoyuyla paylaşması talep ediliyor.
Demokratik sistemin temel dayanağı olan "milli irade"nin tartışmaya açılmaması için, seçim süreçlerine duyulan güvenin korunması büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre, şeffaflık ve denetlenebilirlik arttıkça hem iddialar azalacak hem de seçim sonuçlarına yönelik toplumsal kabul güçlenecek.