Bugün 17 milyon emeklimizin umuduyla, hayalleriyle, hatta haysiyetiyle adeta dalga geçen bir "müjdeyi" konuşuyor iktidar. Neymiş? Bayram ikramiyesi 4 bin liradan 5 bin liraya çıkarılacakmış…
Beyler, kendinize gelin! Siz hangi ülkede yaşıyorsunuz? Hangi pazarda alışveriş yapıyorsunuz? Hangi mutfağın yangınından haberdarsınız?
Yıllarca bu memleket için dirsek çürüten, nasır tutmuş elleriyle bu ülkeyi inşa eden emeklilerimize reva gördüğünüz bu bin liralık artışla ne alınır, hiç düşündünüz mü?
Pazara çıksa torbasını dolduramaz.
Kasaba uğrasa iki kilo et alamaz.
Faturalarını ödese cebinde tek kuruş kalmaz.
Torununa bayram harçlığı verse, kendisine çay parası dahi ayıramaz.
Siz kürsülere çıkıp "Ekonomi şahlanıyor" derken, 17 milyon emekliyi bin liralık bir artışla oyalamaya çalışmak, milletin aklıyla alay etmektir. Gerçek hayatla bağını koparmış bu yaklaşım, emeklilerimizin yaşadığı geçim sıkıntısını görmezden gelmektir.
Enflasyonun canavarlaştığı, mutfaktaki yangının her geçen gün büyüdüğü bir dönemde verilen bu artış, bayram ikramiyesi olmaktan çok uzaktır. Bu, bir müjde değil; adeta bir sadaka anlayışıdır. Oysa bizim emeklimiz sadaka değil, hakkını istiyor. Yıllarca ödediği primlerin, verdiği emeğin, döktüğü alın terinin karşılığını istiyor.
Emekliler bu ülkenin yükü değil, temelidir. Bu devletin kalkınmasında, sanayileşmesinde, üretiminde, güvenliğinde pay sahibi olan insanlara reva görülen yaşam koşulları, bir vicdan meselesidir.
Biz açık ve net bir talepte bulunuyoruz:
Bayram ikramiyeleri, en az asgari ücret seviyesine eşitlenmelidir. Emeklilerimizin insanca yaşayabileceği, bayrama başı dik girebileceği bir düzenleme yapılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki sosyal devlet, vatandaşını seçimden seçime değil, her zaman gözeten devlettir. Emeklilerimizin onurunu korumak, bu ülkeyi yönetenlerin en temel sorumluluğudur.
Emekliler lütuf değil, hak istiyor.
Sadaka değil, adalet istiyor.

Mehmet ÖZTÜRK
BES-SEN Genel Başkanı