Nazan Moroğlu: 'Devrim yasamız Medeni Kanun'la kazanılmış haklardan geri adım atılıyor'
17 Şubat Medeni Kanunun 100. yıl dönümü kapsamında açıklamalarda bulunan Avukatlar Vakfı Başkan Yardımcısı ve Türkiye'nin ilk kadın hukuku uzmanı Av. Nazan Moroğlu, son yıllarda kadını sadece anne rolü ile sınırlayan, kadını birey olarak görmeyen ve Medeni Kanundaki evlilik yaşı, resmi nikah ve eşit miras hakkı gibi kadın haklarının güvencesi olan kuralları yok sayan anlayışın, kazanımlardan geri gidişe yol açtığını vurguladı.
Avukatlar Vakfı Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu, Medeni Kanunla kazanılmış haklarımıza sahip çıkmak için, laiklik için, hukuk birliği için, eşitlik ve demokrasi için mücadeleye devam etmenin gerekliliğini ifade etti.
Moroğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde başlatılan devrim hareketinin hukuk alanında kazandırdığı Medeni Kanun (Türk Kanun-u Medenisi) başta olmak üzere yaşamın her alanını kapsayan devrim yasaları, Türkiye'de hukuk birliğinin ve çağdaş demokrasinin gelişmesinin temel taşlarını oluşturmuştur.
100 yıl önce 17 Şubat 1926'da kabul edilen ve 4 Ekim 1926'da yürürlüğe giren 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinde kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku ve eşya hukuku bölümleriyle, yurttaşların doğumunun öncesinden ölümünden sonrasına kadar özel yaşam ilişkileri düzenlenmiştir.
İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanan Türk Kanunu Medenîsinin özellikle Aile Hukuku bölümüyle laik hukuk sistemine dayanan köklü bir hukuk devrimi hayata geçirilmiştir.
Medeni Kanun aynı zamanda bir kadın devrimidir.
Medeni Kanunumuzun kazandırdığı en önemli yeniliklerden biri kadın erkek eşitliğini getirmiş olmasıdır. Kanunun 8. Maddesinde; 'Her şahıs, medeni haklardan istifade eder. Binaenaleyh kanun dairesinde haklara ve borçlara ehil olmakta herkes müsavidir' denilerek, her yurttaşın medeni haklara sahip olma konusunda hiçbir ayrımcılık yapılmaksızın eşit olduğu vurgulanmıştır.
1926 tarihli devrim yasamız Medeni Kanun ile
"-tek eşlilik; –resmî nikâh, "evlenme kağıdı (aile cüzdanı) ibraz edilmeden, dini merasim yapılmasının yasak olduğu; –erkeğin "boş ol" demesi ile değil, mahkeme kararı ile boşanma; –evlenme yaşı; –kız ve erkek çocukların mirasta eşit pay hakkı sahibi oldukları" kabul edilmiştir.
Medeni Kanunla kazanılmış haklardan geri adımlar…
Son yıllarda iktidarın, kadını sadece anne rolü ile sınırlayan, kadını BİREY olarak görmeyen ve Medeni Kanundaki evlilik yaşı, resmi nikah ve eşit miras hakkı gibi kadın haklarının güvencesi olan kuralları yok sayan anlayışı, kazanımlardan geri gidişe yol açmıştır. Medeni Kanunun yok sayılmasına yol açan söylemlere ve TBMM'de 2016 yılında kurulan "Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurların Belirlenmesi Meclis Araştırması Komisyonu" Raporunda olduğu gibi yasalarda yapılması önerilen ve yasada yapılan değişikliklere tanık oluyoruz.
2017 yılında Nüfus Hizmetleri Kanununda yapılan değişiklikle Medeni Kanunun laik niteliği, hukuk birliğini sağlama işlevi kaldırıldı. Nüfus Hizmetleri Kanununda 19 Ekim 2017 tarihinde "sözde.. vatandaşların evlenme işlemlerini kolaylaştırmak, daha kolay ve seri bir şekilde hizmet almalarını sağlamak" gerekçesiyle değişiklik yapıldığı açıklandı. İl ve ilçe müftülerine de evlendirme memurluğu yetkisi verildi. Evlendirme memuru sıfatıyla sadece Müslüman yurttaşlar için yasal düzenleme yapıldı. Müftülükler din işleriyle görevli makamlardır. Oysa, Medeni Kanunumuz kişilerin din ve inançları ne olursa olsun tüm yurttaşlara uygulanması gereken bir kanundur.
Devrim yasamız Medeni Kanunla kazanılmış haklarımıza sahip çıkmak için, laiklik ve hukuk birliği için, eşitlik ve demokrasi için mücadeleye devam…"