İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetindeki bazı taşınmazlara, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulmak istenmesi ve belediyemizin haklarını korumak için yürüttüğü hukuki mücadele, kamuoyunun gündemindedir. Konuyla ilgili yanlış bilgilendirmelerin önüne geçmek için bir açıklama yapılması zorunlu hale gelmiştir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından belediyemize ait taşınmazlarına el koyma yönündeki girişimler 2025 yılının ekim ayında başlatılmıştır. Belediyemiz ve İzmir halkı için tarihi önemdeki üç binamız, tarafımıza hiçbir bilgi verilmeden tapu müdürlüklerine yapılan başvurular ile Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün mülkiyetine geçirilmiştir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, işlemlerinin Vakıflar Yasası'nda yer alan ve temelde kültür varlıklarını korumaya hizmet etmesi gereken bir maddeye dayandığını iddia etmektedir. Bu yasa hükmü, vakıf yoluyla meydana getirilen kültür varlıklarının tekrar Vakıflar adına tescil edilebilmesini mümkün kılmaktadır. Belediyemizin en önemli itirazı şudur:
Bu taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediği, tarihi belgelerle açık bir biçimde ortadadır. Tamamıyla ilgisiz birtakım vakıf belirtmeleri gerekçe gösterilerek ve oldu bittiye getirilerek belediyemizin yani İzmir halkının malına el konulamaz. Yapılan işlemler, Vakıflar Kanunu'nun ilgili hükmüne de aykırıdır, hukuksuzdur.
Üstelik bahsi geçen vakıf şerhleri, yıllar önce bedelleri de Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ödenerek sicilden silinmişken her nasılsa el koyma işleminden hemen önce yeniden ortaya çıkarılmıştır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü yürüttüğü hukuksuz süreçle tâbi olduğu Vakıflar Kanunu'nu ihlal ettiği gibi Anayasa tarafından koruma altına alınmış mülkiyet hakkımızı da ihlal etmektedir.
Söz konusu taşınmazlardan Meslek Fabrikası'nın, belediyemiz mülkiyetine geçişi 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün imzaladığı kararnameye dayanmaktadır. Meslek Fabrikası, İzmir tarihinde farklı işlevlerle kullanıldıktan sonra belediyemizce aktarılan ciddi kaynaklarla, özel projelerle restore edilerek bugünkü cazip haline gelmiştir. Konumu ve yapısal özellikleriyle İzmir'in göz bebeği olan bu bina İzmirlilerin parasıyla bugünkü durumuna gelmiştir.
Meslek Fabrikası yalnızca tarihi bir yapı değil; İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin üretim, meslek edindirme ve istihdam odaklı sosyal politika anlayışının merkezidir. Kurulduğu günden bu yana 29 merkezde 5 bin 800 kurstan tam 145 bin 77 kursiyer yararlanmıştır. Tarihi binadaki Halkapınar Kurs Merkezi'nde 2016'dan bu yana 531 kurstan 13 bin 149 kursiyer mezun olmuştur. 37 bin 44 kişi açık iş ilanı bulunan firmalara yönlendirilmiş, 2 bin 694 kişi hayatında yeni bir başlangıç yapmıştır. Dijital Gençlik Merkezi'nde ise 385 genç, geleceğin dünyasına dijital yetkinliklerle hazırlanmıştır ve bu sayı giderek artmaktadır.
Bu veriler, Meslek Fabrikası'nın yalnızca eğitim veren bir kurum olmadığını; gençlerin ve kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendiren, istihdamı artıran ve yerel kalkınmayı destekleyen sürdürülebilir bir kamu hizmeti sunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Meslek Fabrikası, sosyal belediyeciliğin geçici desteklerle sınırlı kalmayan; meslek kazandırmayı, üretimi ve kalıcı istihdamı esas alan yaklaşımının somut bir uygulamasıdır.
El konulmak istenen bir başka bina ise İzmir'in ilk belediye binası olan Egemenlik Evi yapısıdır. Bu bina 1891'de bir belediye binası olarak kullanılmak için dönemin yöneticilerinin zor koşullarda topladıkları paralarla, yokluk içindeki İzmir halkının bir belediye binası olsun diye yaptırılmıştır. Bu binanın bir vakıf tarafından yapılmadığı, dönemin gazete haberlerinden açılışında çekilen fotoğraflara kadar delilleriyle ortadadır.
Yine el konulmak istenen gasilhane binası da aynı şekilde yıllardır İzmir halkına yerel yönetim şemsiyesi altında hizmet vermektedir.
Her üç taşınmaz için belediyemizce sayfalarca tarihi delil sunularak Asliye Hukuk ve İdare mahkemelerinde davalar açılmıştır. Ne yazık ki yasaların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ihlali ve yanlış uygulanması nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesi kendi mülkünün aidiyetini mahkeme önünde tekrar kanıtlamak zorunda bırakılmaktadır.
Bu sırada Vakıflar Genel Müdürlüğü ise mahkeme süreçlerini ve mülkiyet durumunun hukuk önünde çözülmesini beklemek yerine taşınmazları bir oldu bitti ile tahliye etmeye çalışmaktadır.
Bu taşınmazlar ticarethane değildir. Meslek Fabrikası'nda İzmir halkına ücretsiz verilen sertifikalı meslek kursları yıllardır devam etmektedir. Gasilhane ve evde bakım hizmetlerinin yürütüldüğü binamız sadece bugün için değil gelecek için de hayati öneme sahip bir hizmet sunmaktadır. Egemenlik Evi binasında İzmir Depremi'nde hizmet binası yıkılan İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hizmet birimleri bulunmaktadır.
Ayrıca unutulmamalıdır ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi tıpkı Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi bir kamu kurumudur. Kamu kurumlarının önceliği kamu hizmetlerinin devamı olmalıdır. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden İzmir halkı adına beklentimiz, yargılama süreçlerinin sonuçlanmasını beklemesi, diyalog kanallarını açık tutması ve bu süreçte kamu hizmeti yapılan binalara yönelik tahliye çabalarından vazgeçmesidir. İzmir halkının mülküne el koymak ve kapıya polis yığarak boşaltmaya çalışmak ne hukuka ne de köklü Cumhuriyet'imizin devlet teamüllerine yakışır bir eylem olacaktır.
Meslek Fabrikasına ilişkin yasal süreç:
Söz konusu taşınmazlara ilişkin Vakıflar Kanunu 30. maddede belirtilen şartlar bulunmadan yapılan hukuka aykırı tescil işlemleri ile ilgili olarak hukuki yollara başvurulmuş olup;
Meslek Fabrikası ile ilgili olarak İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2026/6 sayılı dosyasında tapu iptal ve tescil davası açılmış ve talebimiz üzerine taşınmazın mülkiyetinin üçüncü kişilere devrini engelleyici ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Tahliyeye yönelik tedbir talebimiz ise reddedilmiştir. Bu sırada Vakıflar Genel müdürlüğü tarafından Kaymakamlık yoluyla tahliye için başvuruda bulunulması üzerine bu işlemin iptali için 2026/84 sayılı dosyada açtığımız davada savunmalar alınana kadar yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. İzmir 5. İdare Mahkemesi son olarak 24.02.2026 tarihinde yürütmenin durdurulması talebimizin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı da aynı gün üst mahkemeye belediyemizce itiraz yoluna başvurulmuş olup itirazımız değerlendirilme aşamasındadır.