Enerji, karbon ve sürdürülebilirlik başlıkları yönetim sistemleriyle birlikte ele alınıyor
Enerji maliyetleri, karbon ayak izi raporlaması ve sürdürülebilirliğe ilişkin beklentiler, şirketlerde bu alanları uzun süredir teknik bir takip konusu olmaktan çıkararak doğrudan yönetim gündeminin parçası haline getiriyor. Bugün birçok kurum için mesele yalnızca mevzuata uyum sağlamak değil; kaynakların nasıl kullanıldığını anlamak, riskleri önceden görebilmek ve bu alanları ölçülebilir biçimde yönetebilmek.
Son yıllarda şirketlerin gündeminde belirgin bir kayma yaşanıyor. Bir dönem daha çok operasyonel ekiplerin ilgi alanında kalan enerji verimliliği ve karbon yönetimi, artık üst yönetim toplantılarında daha sık ele alınıyor. Enerji maliyetlerindeki oynaklık, karbon ayak izi raporlamasına yönelik artan beklentiler ve sürdürülebilirliğin finansal performansla kurduğu doğrudan ilişki, bu başlıkları daha görünür kılıyor.
Ancak sahadaki uygulamalara bakıldığında, birçok kurumda verinin toplandığı ancak yeterince anlamlandırılamadığı, ölçümlerin yapıldığı fakat karar süreçlerine yeterince entegre edilemediği görülüyor. Enerji ve su gibi kaynakların tesis içindeki gerçek etkisini okuyabilmek, bu uygulamaların hangi ölçekte somut fayda ürettiğini değerlendirebilmek ve farklı yönetim sistemleriyle birlikte ele alabilmek giderek kritik bir ihtiyaç haline geliyor.
Uyumdan Yetkinliğe Geçiş
Günümüzde sürdürülebilirlik, kalite ve risk yönetimi alanlarında artan regülasyonlar ile paydaş beklentileri, kurumların denetimlere yaklaşımını köklü biçimde dönüştürüyor. Artık yalnızca gereklilikleri karşılamak yeterli görülmezken; süreçlerin ne ölçüde olgunlaştığı, sahada ne kadar uygulanabildiği ve veriye dayalı olarak ne kadar yönetilebildiği ön plana çıkıyor. Bu dönüşüm, kurumları reaktif bir uyum anlayışından çıkararak, proaktif ve yetkinliğe dayalı bir yönetim modeline yönlendiriyor.
Burada belirleyici olan temel ayrım ise denetimlere yaklaşım da, geçmişteki kontrol odaklı bakış açısından uzaklaşarak daha bütüncül ve yetkinlik temelli bir yapıya evriliyor.
Bu noktada öne çıkan temel fark, “uyum sağlamak” ile “yetkinlik kazanmak” arasındaki ayrımda ortaya çıkıyor. Denetimlere hazırlık artık yalnızca dokümantasyonun tamamlanmasıyla sınırlı görülmüyor; tesislerin, üreticilerin ve hizmet sağlayıcıların ilgili standart gerekliliklerine ne ölçüde hazır olduğunu görerek zamanında önlem alabilmesi bekleniyor. Bu yaklaşım, olası risklerin ortaya çıkmadan yönetilmesini ve kaynak kullanımına bağlı kayıpların daha erken aşamada fark edilmesini mümkün kılıyor.
Enerji performansının doğru okunabilmesi, karbon verilerinin ne söylediğinin anlaşılması, su kullanımının sistematik biçimde izlenmesi ya da çevre ve iş sağlığı–güvenliği süreçlerinin sahada gerçekten uygulanabilir hale gelmesi; bu alanlarda görev alan ekiplerin bilgi düzeyinin ötesinde, kurumsal bir bakış açısı gerektiriyor. Aynı durum, gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetimi gibi alanlarda da geçerli. Artan denetim beklentileri ve izlenebilirlik talepleri, bu başlıkların yalnızca kalite departmanlarının değil, bütüncül bir yönetim yaklaşımının konusu haline gelmesine neden oluyor.
Yönetim Sistemlerinde Bütüncül Yaklaşım
Uzmanlara göre, farklı yönetim sistemlerinin birbirinden bağımsız ele alınması sahada uygulama zorlukları yaratıyor. Kalite, çevre, iş sağlığı ve güvenliği, enerji, su verimliliği ve gıda güvenliği gibi başlıkların entegre bir yapı içinde değerlendirilmesi, hem denetim süreçlerini kolaylaştırıyor hem de kurumların operasyonel riskleri daha net görmesini sağlıyor. Dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları da bu noktada, verinin okunması ve karar destek mekanizmalarının güçlendirilmesi açısından giderek daha fazla önem kazanıyor.
Karbon ve sürdürülebilirlik başlıklarının yatırımcılar ve finans çevreleri tarafından daha yakından izlenmesi, bu alanlardaki yetkinlik ihtiyacını daha da artırıyor. Kurumlar için bilgi sahibi olmak artık yeterli görülmüyor; bu bilgiyi sahaya yansıtabilen, ölçebilen ve gerektiğinde aksiyon alabilen ekipler oluşturmak öne çıkıyor.
2026 yılının ilk çeyreğine yönelik planlamalar da bu ihtiyaca yanıt verecek şekilde şekilleniyor. Enerji ve kaynak yönetiminden yapay zekâ destekli karar süreçlerine, entegre yönetim sistemlerinden gıda güvenliğine uzanan bu yaklaşım, farklı sektörlerde faaliyet gösteren kurumların hem denetim hazırlıklarını güçlendirmeyi hem de sürdürülebilir performans hedeflerine daha sağlam bir zeminde ilerlemeyi amaçlıyor.
Bakan Ömer Bolat, Türkmenistan ziyaretinde fuarın açılışını yaptı ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin 5 milyar dolara çıkarılması hedefini vurguladı.
Kepez Belediyesi, 2025 yılında 19 yeni park, 165 okulda çevre düzenlemesi ve çok sayıda kamu alanında yenileme çalışması gerçekleştirdi. İlçeye 83 bin metrekare yeni yeşil alan kazandırılırken, spor sahaları ve güvenli çocuk oyun
Bakan Bolat, Dünya Gümrük Günü toplantısında geçen yıl 187 milyon yolcu ve 8,4 milyon konteynerin işlem gördüğünü belirtti. İhracatta 400 milyar dolar sınırına yaklaşıldığını açıkladı.
Bolu Belediyesi, SMA hastası Rüzgâr Bebek'in tedavisine destek olmak amacıyla 15 Şubat Pazar günü ücretsiz bir doğa yürüyüşü etkinliği gerçekleştirecek. Toplanacak gönüllü bağışlar tedaviye aktarılacak.
Alanya Belediyesi ve AAKÜ iş birliğinde düzenlenen 12 haftalık SECAP eğitimlerinin ilk aşaması tamamlandı. Eğitimler, belediye personelinin teknik kapasitesini artırmayı ve yerel iklim politikalarına katkı sağlamayı hedefliyor.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 3. Türkiye-Çin Konferansı'nda konuştu
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'de bulunan Özbekistan Yatırım, Sanayi ve Ticaret Bakanı Laziz Kudratov ile Ankara'daki görüşmesinde ikili ticari ve ekonomik işbirliğini ele aldı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Riyad'da düzenlenen Suudi Arabistan-Türkiye Yatırım Forumu'nda konuştu. Bolat, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyareti kapsamında çok sayıda anlaşma imzalanacağını ve ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılm
Ticaret Bakanlığı'nın yönetmelik değişikliğiyle, restoran ve kafelerde servis, masa veya kuver adı altında zorunlu ek ücret alınması yasaklandı. Tüketiciler sadece sipariş ettikleri ürünlerin bedelini ödeyecek.
Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı'nın açılışında konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sektörün ihracatta markalaştığını, iç pazarda ise deprem konutları ve kentsel dönüşümle büyük bir ivme yakaladığını açıkladı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ocak ayında ihracatın takvim etkisiyle yüzde 3,9 azalarak 20,3 milyar dolar olduğunu, yıllıklandırılmış ihracatın ise yüzde 3,7 artışla 272,5 milyar dolara ulaştığını açıkladı.
Siirt Valisi ve Belediye Başkan Vekili Dr. Kemal Kızılkaya, Yağmurtepe İlkokulu 2. sınıf öğrencilerini makamında konuk etti. Öğrenciler, 'yönetim birimleri' konusunu yerinde görme fırsatı buldu.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AB ile yürütülen Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu kapsamında Gümrük Birliği'ndeki sorunların bir kısmının çözüldüğünü açıkladı. İhracat Zirvesi'nde konuşan Bakan Bolat, ekonomik göstergelerdeki iyileşmeye
Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, 2026 yılı Ocak ayında ihracat yıllık bazda yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı. Dış ticaret hacmi yüzde 1,7 daraldı.