50 yıl önce Türkiye’de Amerikan üsleri nasıl kapatıldı?

50 yıl önce Türkiye’de Amerikan üsleri nasıl kapatıldı?

50 yıl önce Türkiye’de Amerikan üsleri nasıl kapatıldı?

50 yıl önce Türkiye’de Amerikan üsleri nasıl kapatıldı? – Oğuzhan Aygen

 

1946 yılında ABD’nin Missouri zırhlısının İstanbul’u ziyareti ve 12 Mart 1947’de dönemin ABD Başkanı Truman tarafından ilan edilen doktrinle Türkiye ile ABD arasında “stratejik ortaklık” dönemi başlamış, 1952’de Türkiye’nin NATO’ya girmesiyle de bu “ortaklık” derinleşmişti. 1947’den itibaren ABD, Türkiye’ye askeri ve ekonomik yardımda bulunmaya başladı, iki devlet arasında çoğu parlamento onayından geçmeyen ve gizli ikili anlaşmalar imzalandı, bu anlaşmalara dayalı olarak NATO kullanımı dışında da ABD’nin kullanımında olacak olan pek çok üs ve tesis Türkiye’nin dört bir yanında boy gösterdi. ABD’nin kullandığı bu askeri üsler, radar üsleri, füze üsleri, hava üsleri ve teknik istihbarat üslerinin Türkiye’de bu denli yoğunlaşmasının ana sebebi Türkiye’nin Sovyetlerle sınırının olmasıydı.

 

Kıbrıs meselesi patlıyor

 

Kıbrıs’ta 1950’li yıllardan itibaren adadaki Rumlar ve Türkler arasında kanlı çatışmalar baş göstermiş, hatta bu çatışmaların etkisiyle Türkiye’de de Kontrgerilla öncülüğünde 6-7 Eylül olayları tertiplenmişti. Türkiye, İngiltere ve Yunanistan arasında bu dönemde Kıbrıs’la ilgili diplomatik görüşmeler başladı, 1959 ve 1960 yıllarında bu üç garantör devlet ve adadaki Türk ve Rum taraflarının temsilcilerince imzalanan anlaşmalara dayalı olarak Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. İngiltere, adada iki üssü olacak şekilde adanın geri kalan kısmından çekilecek, yeni kurulan devletin Cumhurbaşkanı Rum, Yardımcısı da Türk olacaktı. Ancak adada kurulmuş olan, Lübnan’ı ve Devlet Bahçeli’nin son açıklamalarını çağrıştıran bu düzen sadece 3 yıl dayanacak ve Kıbrıs 1963 yılında “Kanlı Noel” adıyla anılacak olan çatışmalara sahne olacaktı.

 

Johnson mektubu

 

Kıbrıslı Türk sivillerin, adayı Yunanistan’a bağlamak (Enosis) amacıyla İngiliz sömürge yönetimine ve Kıbrıslı Türklere karşı silahlı faaliyetlere giren aşırı milliyetçi Rum örgütü EOKA’nın saldırılarına uğraması Türkiye’de yaygın tepkilere yol açtı. Bu tepkilerin etkisiyle dönemin İsmet İnönü Hükümeti, adaya müdahale kararı aldı. Ancak dönemin ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’ın İsmet İnönü’ye son derece kaba ve düzeysiz bir üslupla yazdığı belirtlen bir mektupla müdahale son anda iptal edilmişti. Johnson, bu mektupta “Türkiye’nin Kıbrıs’ta ABD’nin verdiği silahları kullanmasına ABD’nin izin vermeyeceği, müdahale sebebiyle Türkiye Sovyetlerin saldırısına uğrarsa NATO’nun Türkiye’ye yardım etmeyeceği”ni belirtiyordu. 

 

Üstelik bu mektubun kamuoyuna yansımasından sonra özellikle gençlik içerisinde Amerikan karşıtlığı artıyor ve 1968’den sonra ivmelenen anti-emperyalist işçi ve gençlik eylemlerinin nüveleri oluşuyordu.

 

Üslerin yol açtığı diplomatik krizler

 

Johnson mektubundan sonra Türkiye-ABD ilişkilerinin gerilimli dönemi başlamış oluyordu. Bunun dışında genelde ABD’nin, özelde de ABD ordusunun ve üslerinin Türkiye’deki faaliyetleri dış ilişkilerde de Türkiye için ciddi sıkıntılar yaratıyordu. 1960 yılında Türkiye’den kalkan ABD’ye ait U-2 casus uçağının Sovyetler toprakları üzerinde Sovyetler tarafından düşürülmesi Türkiye ile Sovyetler arasında ciddi bir diplomatik krize neden olmuştu. 1962 yılında yaşanan Küba Füze Kriziyle de ABD-Sovyetler-Küba üçgeninde ortaya çıkan nükleer füze gerilimine Türkiye’de dahil oluyor, Küba’daki Sovyet nükleer füzelerinin kaldırılmasına karşılık Türkiye’deki ABD Jüpiter nükleer füzelerinin kaldırılması konusunda taraflar aralarında anlaşıyor ancak bütün bu kararlar Türkiye’ye sorulmadan alınıyordu ve böylece özelde Türkiye genelde de Dünya nükleer füzelerin hedefi olmaktan kıl payı kurtuluyordu. Bütün bunların gösterdiği üzere ABD ile “stratejik ortaklık”, ABD üsleri ve NATO üyeliği, Türkiye için güvenlik unsuru olmaktan çok kriz ve tehdit unsuru oluşturuyordu.

 

Haşhaş sorunu

 

Türkiye-ABD arasındaki gerilimli ilişkiler, 1960’lı yılların sonu ve 1970’li yılların başında iki ülke arasında ortaya çıkan Haşhaş sorunuyla başka bir aşamaya geçti. ABD yönetimi, Amerika gençliğinin kullandığı uyuşturucunun hammaddesinin Türkiye’de yetişen haşhaş bitkisinden sağlandığını öne sürüyor ve bundan dolayı Türkiye’yi suçluyor, bu bahaneyle Türkiye’den haşhaş üretimini durdurmasını ve yasaklamasını talep ediyordu. Rivayete göre kendisine bu talebi ileten ABD Büyükelçisine dönemin Başbakanı Süleyman Demirel “Türkiye’de zaten 120 ton afyon yetişiyor. Bu sizin gençliğe bir hafta yetmez” cevabını vermişti. 

 

Ancak bu cevabı vermiş ya da vermemiş olsa da Demirel Hükümeti, Türkiye’deki haşhaş üretimini oy kaygısıyla tamamen yasaklamamış ancak ciddi ölçüde kısıtlamıştı. Haşhaş üretiminin tamamen yasaklanması 12 Mart 1971 muhtırasından sonra bu muhtırayla iş başına gelen Nihat Erim Hükümetince gerçekleştirilecekti. Bu yasak 1974’e kadar yürürlükte kalacak, o yıl iş başına gelen Bülent Ecevit liderliğindeki CHP-MSP Koalisyonunca haşhaş ekimi yasağı kaldırılacaktı. Bu durum ABD ile Türkiye arasındaki haşhaş krizini yeniden hortlattı.

 

Kıbrıs Harekatı ve ambargo

 

Kıbrıs’ta dönemin başkanı Makarios, 15 Temmuz 1974’te Yunanistan destekli faşist Nikos Sampson’un düzenlediği bir darbeyle devrildi. Bu olay, Türkiye’de adadaki Türkler adına ciddi bir endişe kaynağı haline geldi. Türkiye, darbe üzerine ilk olarak İngiltere ile temasa geçti. Ecevit, Londra’ya giderek İngiliz makamlarına “Kıbrıs’a ortak müdahale” teklifinde bulunduysa da bu teklif İngiltere tarafından kabul görmedi. Bunun üzerine Türkiye, 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs’a askeri müdahale başlattı. 14 Ağustos’taki ikinci harekatla da bugün Türk ordusu Lefkoşa’ya kadar ilerledi ve Lefkoşa’yı da alarak bugünkü sınırlara ulaşıldı.

 

ABD ise, Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve Yardımcısı Joseph Sisco adına “Mekik Diplomasisi” denilen bir yöntemle duruma çözüm bulmaya çabaladı. Ancak 5 Şubat 1975 tarihine gelindiğinde kriz iyice çıkmaza girmiş bulunuyordu, çünkü o tarihte ABD Kongresi’nin aldığı 1974 sonunda aldığı karar uyarınca Türkiye’ye silah ambargosu kararı yürürlüğe giriyordu. Üstelik Ambargo kararına Türkiye’nin verdiği karşılık 13 Şubat 1975’te Kıbrıs’ın Türk kesiminde “Kıbrıs Türk Federe Devleti”nin ilanı oldu. 

 

Sanıldığı gibi ambargo kararı o dönem Başkan olan Gerald Ford ve Dışişleri Bakanı Kissinger’ın kararıyla değil aksine onların muhalefetine rağmen alınmış bir karardı. Kararın alınmasında ABD’deki Yunan Lobisi çok etkili olmuştu. Ambargo kararının gerekçesi olarak ABD’nin Türkiye’ye verdiği silahların Türkiye tarafından anlaşmalara ve ABD yasalarına aykırı bir şekilde Kıbrıs’ta kullanılması gösteriliyordu. Ancak bu tutum ikiyüzlü bir tutumdu çünkü İsrail’de ABD’nin verdiği silahları Lübnan’da kullanarak aynı ihlali yapmış bulunuyordu ancak böyle bir ambargo İsrail’e uygulanmamıştı.1 İşte burada da Lobilerin gücü ortaya çıkmış bulunuyor. Lobilerin ABD’de günümüzde de devam eden bu etkinliği Amerika demokrasisine dair kafalarda soru işareti uyandırıyor. 

 

Bu kararın alındığı günlerde hem Türkiye hem de ABD politik çıkmazların içindeydi. Türkiye’de 1974 sonunda CHP-MSP Koalisyon Hükümetinin istifa etmesiyle bir hükümet bunalımı ortaya çıkmıştı, hükümet kurulamıyordu. ABD’de ise Watergate skandalının yankıları hala devam ediyor, bunun yanında Kongre ile Ford Yönetimi pek çok konuda zıtlaşıyor ve sonuç olarak Federal yönetim kilitleniyordu. İşte böyle bir ortam içerisinde ABD, 1976 yılında yapılacak Başkanlık seçimlerine hazırlanırken Türkiye’de de 31 Mart 1975 tarihinde AP-MSP-MHP-CGP’nin kurduğu, temelini anti-komünizm’in oluşturduğu ve kurulmasıyla, yaptığı icraatlarıyla Devrimcilere yönelik saldırıların daha kanlı bir hal almasını sağlayan “Milliyetçi Cephe” hükümeti kuruluyor ve bu hükümet TBMM’den güvenoyu alıyordu.

 

 

ABD üsleri “kapatılıyor”

 

Ambargo kararı üzerine Türkiye’deki ABD üs ve tesislerinin kapatılması kararı hükümet çevrelerince tartışılmaya başlandı. Milliyetçi Cephe hükümetinden önce iş başında olan ancak güvenoyu alamamış Sadi Irmak Hükümetinin Dışişleri Bakanı Melih Esenbel, Newsweek dergisine verdiği bir demeçte “hükümetin, Türkiye’deki Amerikan tesislerinin bir kısmını kapatmaya hazırlandığını” belirtti.2 ABD üslerinin kapatılmaması ancak ambargonun tamamen kaldırılmasıyla mümkün olabilecekti. Ford ile Kissinger ambargo kararının en azından kısmen kaldırılması için çabalıyordu. İkili, Kongreyi NATO Savunmasının alacağı ağır hasarı vurgulayarak ikna etmeye çalışıyor ancak bir türlü başaramıyorlardı. Türkiye’den de Kıbrıs’ta kendi çabalarını kolaylaştırıcı birtakım adımlar atmasını yani taviz vermesini istiyorlar ancak Türkiye taviz vermiyordu. Üstelik Cephe hükümetinin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil şu sert cümleleri sarf etmişti: “Rus Çarıyla on üç kere savaştık. Sırtımızı ABD yardımına mı dayamıştık, NATO mu vardı?”3

 

Bu ortamda üslerin kapatılması daha ciddi bir seçenek olarak gündeme geldi, 11 Haziran’da yapılan Milli Güvenlik Kurulu Toplantısında öncelikle Karadeniz’deki ABD üslerinin kapatılması konusunda görüş birliğine varıldı.4 Ardından hükümet 18 Haziran 1975 tarihinde ABD’ye karşı uygulanacak kararları açıkladı. Buna göre Türkiye’deki Amerikan üs ve tesislerinin yeni statüsünün Amerika ile saptanması için ABD’ye 30 günlük bir süre verilmekteydi. 30 gün içerisinde müzakereler başlamaz ve silah ambargosu kalkmaz ise Türk hükümeti kendi tayin ettiği bir statü ile bu tesis ve üslerin idaresini eline alacağını Dışişleri Bakanı Çağlayangil aracılığı ile açıkladı.5 Ancak Türkiye’nin bu “tehditleri” etkisiz kalacaktı.

 

24 Temmuz 1975’te Amerikan Kongresinin silah ambargosunun kaldırılması yönündeki yasa tasarısını reddetmesi üzerine Türk hükümeti 25 Temmuz 1975’te yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında, 3 Temmuz 1969 tarihli Savunma İşbirliği Antlaşmasının feshedildiğini ilan etti. Ayrıca Türk hükümeti 3 maddelik bir karar aldı ve bu kararları Amerikan hükümetine bildirdi. Amerikan hükümetine bildirilen bu üç maddelik karar şöyleydi:

 

1) Türkiye ile ABD arasındaki Ortak Savunma İşbirliğini düzenleyen 3 Temmuz 1969 tarihli Savunma İşbirliği Anlaşması ve bununla ilgili diğer anlaşmalar hukuki geçerliliklerini kaybetmişlerdir.

 

2) Bu durum muvacehesinde Türkiye’deki bütün ortak savunma tesislerinin faaliyeti, İncirlik Ortak Savunma Tesisinin münhasıran NATO görevi mahfuz kalmak kaydıyla yarından yani 26 Temmuz 1975 tarihinden itibaren durdurulmuştur.

 

3) Faaliyeti durdurulan bütün tesisler Türk Silahlı Kuvvetlerinin tam kontrol ve gözetimine devredilecektir.6

 

Yani NATO kullanımı dışındaki bütün ABD üs ve tesisleri Türkiye’nin kontrol ve hakimiyetine geçiyor ve bu üslere Türkiye Cumhuriyeti bayrağı dikiliyordu. Bu karar üzerine ABD Kongresi, 2 Ekim 1975’te ambargoyu kısmi olarak kaldırmaya karar verdi. Yani 5 Şubat 1975’ten önce parası ödenen silahlar Türkiye’ye gönderilecekti. Ancak bu da Türkiye’yi tatmin etmedi, Türkiye ambargonun tamamen kaldırılmasında ısrar etti.

 

İşte bu ortamda ABD ile süren müzakereler sonucunda 27 Mart 1976’da ABD ile Türkiye arasında “Savunma Desteği” anlaşması imzalandı. Anlaşmaya göre ABD savunma için Türkiye’ye dört yılda bir milyar dolar verecek bunun 200 milyon doları hibe olacak ve ABD Üslerin Türkiye’nin hakimiyetinde kalmasını kabul edecek, üslerde Amerikalılar Türk komutanına karşı sorumlu bulunacak ve faaliyetleri Türkiye tarafından denetlenecekti. Ancak anlaşma ambargonun tamamen kalkmasından sonra yürürlüğe girebilecekti.7 Ambargonun tamamen kalkması da ancak 1978 yılı Eylül ayının sonlarında mümkün olmuştu. Bunun üzerine ABD, kapatılan üs ve tesislerden yeniden yararlanabilmeye başladı.8 

 

Üs ve tesislerin bu şekilde kapatılması aslında pek fazla abartılacak yani ABD’ye karşın alınabilmiş bir karar değildir, ABD emperyalizminden ve onun saldırganlığında kullandığı aleti NATO’dan köklü bir kopuş ise hiç değildir. NATO üslerinin faaliyetlerine devam edip de ABD’nin tek başına kullandığı üslerin kapatılması tek başına pek bir şey ifade etmemektedir çünkü NATO, zaten doğrudan ABD’nin güdümünde ve kumandasında olan saldırgan bir örgüt. Keza 1976’da imzalanan Savunma Desteği anlaşması da söz konusu karardan ABD’nin fazla bir rahatsızlık duymadığını açıkça göstermektedir. Bütün bunların yaşandığı yıllarda bu kararı alan MC hükümeti ve bu hükümetin desteklediği ülkücü teröristler eliyle anti-emperyalist devrimcilere karşı yoğun bir saldırı dalgası, sindirme ve terör dalgası estirilerek Türkiye’deki anti-emperyalist sesler susturulmaya çalışılıyordu.

 

Zaten bu kapatma kararının birkaç yıl sonra kaldırılması da, söz konusu kararın esasen ne kadar ciddiyetsiz olduğunu gösteriyor. ABD emperyalizminden ve onun kukla örgütlenmesi NATO’dan köklü bir kopuş ancak devrimci mücadelenin yükseltilmesi ve başarıya ulaşmasıyla gerçekleşebilecektir, düzen siyaseti içerisinde böyle bir şey elbette ki mümkün değildir. Yukarıda anlattığımız tarihsel süreç bunun en net kanıtıdır.

 

 

 

 

(Yeniçağ Gazetesi)



POLİTİKA 7.12.2025 14:12:00 0

Kartal'da İbadethaneler Ramazan Bayramı'na Hazırlandı

Kartal Belediyesi ekipleri, ilçedeki 81 cami ve cemevinde kapsamlı temizlik ve bakım çalışması gerçekleştirerek, vatandaşların bayram ibadetlerini hijyenik bir ortamda yapabilmesini sağladı.

Şanlıurfa'da İlçe Belediye Başkanları ve Meclis Üyeleri İftarda Bir Araya Geldi

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar'ın ev sahipliğinde Millet Bahçesi'nde düzenlenen iftar programında, ilçe belediye başkanları ve meclis üyeleri bir araya gelerek şehrin geleceğini konuştu.

Çorlu'ya Modern Sebze ve Meyve Hali Geliyor

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından Çorlu'da inşa edilecek 37 bin 600 metrekarelik Sebze ve Meyve Toptancı Hali'nin temeli törenle atıldı. Proje, tedarik zincirini düzenlemeyi ve bölge ticaretine katkı sağlamayı hedefliyor.

Kepez Belediyesi, Şehit ve Gazi Ailelerinin Evlerinde Bayram Temizliği Yaptı

Kepez Belediyesi, yaklaşan bayram öncesinde şehit ve gazi ailelerinin evlerinde temizlik çalışması gerçekleştirdi. Hizmet kapsamında temizlik yapılan bir şehit ailesine saksı çiçeği de hediye edildi.

Hamamözü Belediye Başkanı Cihan Demir, Ziyaret Belediyesi'nin İftar Programına Katıldı

Hamamözü Belediye Başkanı Cihan Demir ve AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Kahriman, Ziyaret Belediyesi'nin düzenlediği iftar programında protokol ve vatandaşlarla bir araya geldi.

Nevşehir'de Çocuklar İçin 'Çanakkale Destanı' Tiyatro Oyunu Sahnelenecek

Nevşehir Belediyesi, Çanakkale Zaferi'nin 111. yıl dönümü kapsamında 4-10 yaş arası çocuklara yönelik eğitici bir tiyatro oyunu düzenleyecek. Oyun, Kapadokya Kültür ve Sanat Merkezi'nde iki seansta izlenebilecek.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Kadir Gecesi'nde Özlüce'de iftar açtı

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Kadir Gecesi'nde doğup büyüdüğü Özlüce Mahallesi'nde komşuları ve akrabalarıyla iftar yaptı. Programda CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de yer

Nevşehir'de 300'den Fazla Çocuğa Bayramlık ve Harçlık Desteği

Nevşehir Belediyesi, Ramazan Bayramı öncesinde ihtiyaç sahibi çocuklara bayramlık kıyafet ve harçlık dağıttı.

Kemer, Yapay Zekâ Destekli Video Serisiyle Tanıtımda Yeni Bir Sayfa Açtı

Kemer Belediyesi'nin 'Visit Kemer' projesi kapsamında başlattığı yapay zekâ destekli video serisi, Phaselis Antik Kenti ile başlayarak sosyal medyada büyük ilgi topladı.

Kütahya Belediyesi Saray Mahallesi'ndeki Asfalt Çalışmalarını Yerinde İnceledi

Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Saray Mahallesi'nde devam eden asfalt serim faaliyetlerini yerinde denetleyerek ekiplerden bilgi aldı.

Kütahya'da Çanakkale Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı Düzenlendi

Kütahya'da İstiklal Mahallesi'nde düzenlenen programda, Çanakkale şehitleri dualarla anıldı. Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci'nin de katıldığı etkinlikte, Çanakkale ruhunun önemine vurgu yapıldı.

Kütahya'da Yerel Kiraz Türleri İçin Fidan Dağıtımı Başladı

Kütahya Belediyesi, kaybolmaya yüz tutmuş yerel kiraz çeşitlerini yeniden canlandırmak amacıyla kırsal mahallelerde fidan dağıtım programı başlattı. Program kapsamında hane başına 4 fidan dağıtıldı.

Kemer'de Binlerce Kişi Cumhuriyet Meydanı'nda İftarda Buluştu

Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu'nun ev sahipliğinde düzenlenen iftara yaklaşık 5 bin kişi katıldı. Program, semazen gösterisi ve dualarla sona erdi.

Çanakkale Savaş Malzemeleri Sergisi Kartal'da Ziyarete Açıldı

Kartal Belediyesi ve ADD Kartal Şubesi iş birliğiyle düzenlenen sergi, 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin yıl dönümünde açıldı. Ahmet Uslu'nun koleksiyonundan eserlerin yer aldığı sergi, 5 Nisan'a kadar ziyaret edilebilecek.

Afyonkarahisar Belediyesi'nden Ramazan Bayramı İçin Kapsamlı Tedbirler

Belediye, bayram süresince altyapı, güvenlik, temizlik, ulaşım ve gıda denetimlerine yönelik tüm birimlerinde önlem aldı. Vatandaşlar, 7/24 hizmet verecek nöbetçi birimlere 153 numaralı hattan ulaşabilecek.

Niğde'de Ücretsiz Elektrikli Otobüs Seferleri Başladı

Niğde Belediyesi'nin temin ettiği 3 adet elektrikli otobüs, şehir içi ulaşımda ücretsiz olarak hizmet vermeye başladı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın da inceleyip test ettiği proje, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü.

Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Pazar Yerinde Esnaf ve Vatandaşlarla Buluştu

Belediye Başkanı Topaloğlu, ilçe pazarını ziyaret ederek esnafın taleplerini dinledi, vatandaşlarla sohbet etti ve çocuklarla ilgilendi.

Çorlu Belediye Başkanı, Bulgaristan'ın Dulovo Belediyesini Ziyaret Etti

Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, kardeş şehir ilişkilerini güçlendirmek amacıyla Bulgaristan'ın Dulovo Belediyesine resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette ortak projeler ve iş birliği imkanları görüşüldü.

Kemer'de Ramazan İftarı Değirmendere'de Gerçekleştirildi

Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu'nun ev sahipliğinde düzenlenen iftar programı, Göynük Mahallesi'ne bağlı Değirmendere mevkisindeki Aşevi önünde yoğun katılımla sona erdi.

Siirt'te Kadir Gecesi'nde Kandil İkramı Yapıldı

Siirt Belediyesi, mübarek Kadir Gecesi'nde kentteki camilerde ibadet eden vatandaşlara geleneksel gül suyu, kandil simidi ve lokum ikram etti.

Kağızman Belediyesi Revizyon İmar Planı

Kağızman Belediyesi Revizyon İmar Planı