2000 yılından beri 4 kriz yaşadık. 2001 krizi, 2008-2009 finansal krizi, 2018 kur şoku krizi, 2021 TL krizi ve akabinde ekonomik, sosyal ve siyasi kriz.
- 2001 krizini İMF ile işbirliği yaparak tez zamanda kolay atlattık.
- 2009 krizi ithal krizdir. Ancak o zaman başbakan olan Erdoğan, ‘kriz teğet geçti’ dedi. Gerçekte Türkiye ekonomisi bu krizden, dünyada ve gelişmekte olan ülkeler ile krizin odağı olan ABD’den daha fazla zarar gördü;
2009 yılında;
- Dünya ortalama büyüme oranı eksi yüzde 0,1
- Gelişmekte olan ülkeler büyüme oranı ortalaması yüzde 2,8
- ABD’de büyüme oranı eksi yüzde 2,8
- Türkiye ise büyüme oranı eksi yüzde 4,7
3.2018 krizi; 2009 krizini ve daralmayı teğet geçti olarak gören bir hükümet elbette önlem de almaz. Önlem alınmadığı için 2009 kriz sonrası Türkiye dünyanın en kırılgan ekonomileri arasına girdi.
Bu duruma ilave olarak, özel sektörün yüksek oranda döviz cinsi borçları arttı, Türkiye CDS oranı ve dış borçlanma maliyetleri arttı.
2016 darbe teşebbüsü ve bu teşebbüsü desteklediği iddia edilen Rahip Andrew Brunson krizi ve bu nedenle Türkiye çelik ihracatında ABD pazarından dışlanması,
Yine Vikipediye göre; “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın artan otoriter yönetimi ile faiz politikası konusundaki alışılmadık görüşleri.”
Öte yandan Başkanlık sistemi ile birlikte,Freedom House anketlerinde, Türkiye insan hakları ve siyasi özgürlükler endeksinde, kısmen özgür ülke statüsünden, özgür olmayan ülkeler statüsüne gerilemesi, bunun bir sonucu doğrudan yabancı yatırım sermaye girişi trendinin düşmesi, 2018 krizini başlatan nedenlerdir.
2018 Krizi Merkez Bankasının etkin para ve faiz politikası sayesinde çözüldü ve fakat kırılganlık devam etti.
- 2021 TL krizi; Bu krizin tek bir nedeni var. Hepimizin bildiği Sayın Cumhurbaşkanının faiz Nas olayıdır. Bu nedenle 2021 yılında TL yüzde 44 değer kaybetti ve yeni bir kur şoku ve TL krizi ortaya çıktı. Krizin çözümü için istikrar programı yapılmadı, tersine kur korumalı mevduat gibi aykırı uygulamalar krizi derinleştirdi.
Son dönemdeki siyasi çalkantılar, Ekrem İmamoğlu ve muhalif belediyelerde tutuklamalar ile kayyum işlemleri, gazetecilerin hapsedilmesi ve özellikle Avrupa Birliği ile yaşanan sorunlar krizin ömrünü uzattı.
Jeopolitik sorunları bahane edemeyiz. Çünkü savaş içindeki Rusya’da Şubat 2026 enflasyon oranı 5,8’dir. İsrail’de yüzde 1,6’dır. Türkiye’de son TÜFE oranı yüzde 31,53’tür.
OECD ülkelerinde Ocak 2026 ortalama enflasyon oranı yüzde 3,3 oldu. Türkiye dışında üye ülkelerde en yüksek enflasyon yüzde 5,4’tür. Bu nedenle OECD yaptığı ve üye ülkelerde enflasyonu gösteren grafiğin üst çizgisi yüzde 10’dur. Türkiye de ise Ocak TÜFE oranı yüzde 30,7 olduğu için, OECD grafik yaparken kırık eksenli grafik yada aynı anlamda kesikli eksen kullanmak zorunda kalmıştır. Aşağıdaki grafik.

- Bu kriz uzadı ve hayat pahalılığı arttı.
- Gelir dağılımı aşırı bozuldu. Yoksulluk arttı.
- Büyüme oranları geriledi.
- Cari açık devam ediyor.
- Jeopolitik riskler arttı.
Biz iktisatçılar, hepimiz dilimizin yettiği ve bildiğimiz iktisat politikaları çerçevesinde sürekli çözüm önerdik. Bu köşede dört yazımdan birisi çözüm önerisi oldu.
Meslektaşım Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz ile birlikte Türkiye için Kalkınma modeli kitabını yazdım. Kızım Dr. Öykü Korkmaz ile Kalkınma Teorisi ve Politikaları kitabını yazdım.
MB para ve faiz politikası tutarlıdır. Ama yetmez. Hükümetin ve ekonomi yönetiminin bu günkü anlayışı ile bu krizden çıkmamız mümkün gözükmüyor. Zira artık yapısal önlemler almanın ve popülizmi dışlamanın siyasi maliyeti çok yükseldi.

