2025 AB Türkiye Ülke Raporu (AB Komisyonu) “Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı konusunda ciddi endişeler devam etmektedir. Türkiye’de demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklara saygı alanlarında önceki raporlarda ifade edilen olumsuz eğilimler giderilememiştir.”
Avrupa Konseyi – Venice Commission (Venedik Komisyonu) raporunda “Yargının bağımsız ve demokratik olması gerekir. Türkiye de HSK üyelik yapısı seçimi ve atama buna uygun değildir.” deniliyor. Ayrıca HSK hakim ve savcıları kararlarından dolayı cezalandırmaktadır.
AİHM raporlarında da, Kavala ve diğerler gibi davalarda adil yargılanma ve hızlı hâkim denetimi gibi hukukun üstünlüğü unsurlarına uyumla ilgili eksiklikler olduğunu açıklamakta ve “Avrupa Konseyi’nin Committee of Ministers (bakanlar komii), bu kararların uygulanması konusunda Türkiye’yi izlemeye devam etmektedir.’’ denilmektedir.
Uluslararası İnsan Hakları ve Sivil Toplum Değerlendirmeleri anketlerinde de Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığında geri düştüğü tespitleri var.
Hukuksuzluk Kalkınmaya Engeldir
Hukukun üstünlüğü, iktisadi ve sosyal kalkınmanın, toplumsal huzurun, insan refahının altyapısını oluşturur. Yoksa eğer çağdaş ülke olma hayaliniz de olamaz.
- Ekonomik güven ve istikrar sağlanması
Hukukun üstünlüğü, bireylerin ve şirketlerin haklarını korur, mülkiyet hakları, sözleşme hükümleri ve ticaretle ilgili düzenlemelerin uygulanabilirliğini temin eder. Bu da yatırımcılar için bir güven ortamı yaratır. Hukukun üstünlüğü olmayan bir ortamda, yatırımcılar,
mülkiyet hakları, sözleşme ihlalleri ve yolsuzluk gibi risklerle karşı karşıya kalabilirler. Ancak hukukun üstün olduğu bir ortamda, ekonomik aktörler yatırımlarını daha güvenli bir şekilde yapabilir, ticaret yapabilir ve kaynakları daha verimli bir şekilde kullanabilirler.
- Sosyal adalet ve eşitlik
Hukukun üstünlüğü, bireylerin eşit haklara sahip olduğu ve adaletin herkes için geçerli olduğu bir toplumsal düzeni destekler. Bu, sosyal kalkınmayı etkileyen önemli bir faktördür çünkü eşitsizliklerin ve ayrımcılığın önüne geçer. Hukukun üstünlüğü sayesinde, sosyal yardımlar, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi temel kamu hizmetlerine herkesin eşit erişimi sağlanabilir. Adaletin sağlanması, toplumsal huzuru artırarak sosyal sermayeyi güçlendirir ve böylece toplumsal kalkınmaya katkıda bulunur.
- Yolsuzluğun azalması
Hukukun üstünlüğü, yolsuzluğun önlenmesi için kritik bir rol oynar. Hukukun güçlü bir şekilde uygulanması, devletin ve özel sektörün denetimini sağlar. Yolsuzlukla mücadelede etkili bir yasal altyapı, kaynakların doğru bir şekilde dağıtılmasını ve verimli kullanılmasını sağlar. Yolsuzluğun azaldığı bir ortamda hem devletin hem de özel sektörün kalkınma hedeflerine daha sağlıklı bir şekilde ulaşması mümkün olur.
- İnovasyon ve girişimcilik
Hukukun üstünlüğü, yenilikçi girişimcilerin ve şirketlerin faaliyet göstermesini teşvik eder. Güçlü bir yasal çerçeve, fikri mülkiyet haklarının korunmasını ve rekabetin adil bir şekilde gerçekleşmesini sağlar. Bu da girişimcilik faaliyetlerini destekler ve ekonomik büyümeyi hızlandırır. Ayrıca, girişimcilerin ve şirketlerin gelecekteki risklerden korunmalarına yardımcı olur, bu da yatırımlarını daha cesur ve uzun vadeli yapmalarını sağlar.
- Kalkınma yardımlarının etkinliği
Uluslararası kalkınma yardımları ve dış yatırımlar, hukukun üstünlüğü bulunan bir ortamda daha etkin bir şekilde kullanılabilir. Yasal ve idari şeffaflık, dış yardımların yanlış yönlendirilmesi veya kötüye kullanılması riskini azaltır, böylece kaynaklar daha verimli bir şekilde kalkınmaya yönelik harcanır. Ayrıca, kalkınma yardımlarını sağlayan ülkeler ve uluslararası organizasyonlar, yolsuzluk ve hukukun üstünlüğüne ilişkin kaygılar nedeniyle yardımlarını ancak güvenli bir ortamda verebilirler.
- Toplumsal istikrar ve barış
Hukukun üstünlüğü, toplumsal barışın ve istikrarın korunmasına yardımcı olur. Adaletin sağlanması, sosyal çatışmaların önüne geçilmesine, toplumsal eşitsizliklerin azalmasına ve toplumda daha fazla güvenin tesis edilmesine olanak tanır. Bu, uzun vadede hem ekonomik hem de sosyal kalkınma için temel bir faktördür çünkü huzurlu ve adil toplumlar daha hızlı kalkınma ve gelişim gösterirler.
- Kurumların güçlenmesi ve devlet kapasitesinin artması
Hukukun üstünlüğü, devletin etkin bir şekilde işleyebilmesini sağlar. Devletin, hukukun bağlayıcı etkisinde olması, adaletin düzgün bir şekilde sağlanması için gerekli olan idari ve yargı sistemlerinin güçlendirilmesine yol açar. Bu da kamu yönetiminin etkinliğini artırır ve kaynakların daha verimli bir şekilde kullanılmasına olanak tanır.
Gelişmekte olan ülkeler, dünyada hukukun üstünlüğü sıralamasında daha geri sıralarda yer almaktadır.
Aşağıdaki tabloda dünyada gelir grupları ile hukukun üstünlüğü endeks puanları karşılaştırılmıştır. Düşük gelir gurubundaki ülkelerde hukukun üstünlüğü dünya sıralamasında en üst sıra kırkıncı sıradır. Yüksek gelirli ülkelerde ise ortalama olarak en düşük sıra 64 sıradır.

Yukarıdaki tablonun özeti; fert başına gelirin yüksek olduğu gelişmiş ülkelerde hukukun üstünlüğüne güçlü bağlılık vardır. Fert başına geliri düşük ve gelişmemiş ülkelerde hukukun üstünlüğüne bağlılık zayıftır. Parantez içinde hatırlatmak gerekir ki fert başına gelir seviyesi ve gelişmişlik birlikte değerlendirmek gerekir. Fert başına geliri yüksek ve fakat Suudi Arabistan gibi gelişmemiş ülkelerde hukukun üstünlüğüne bağlılık çok zayıftır.
