Prof.Dr.Esfender KORKMAZ


HÜKÜMET ENFLASYONA ODAKLANDI, CARİ AÇIĞI İHMAL EDİYOR

HÜKÜMET ENFLASYONA ODAKLANDI, CARİ AÇIĞI İHMAL EDİYOR


ABD İran savaşı ve petrol fiyatlarının artışına neden oldu ama ekonomi yönetimi bu artışa karşı MB kayıtsız kalıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Savaşın etkileri önümüzdeki aylarda bir ölçüde hissedilecek. Cari açık konusunda biraz kaygılıyım, zira petrol fiyatları doğrudan cari açığı artırıyor. Ancak yönetilebilir düzeyde kalacağına inanıyorum” diye açıklama yaptı.

Gerçekte cari açık yönetilebilir durumda değil. Çünkü doğrudan yabancı yatırım sermayesi girmiyor. Yerli sermaye çıkıyor. Cari açık oradan buradan kısa vadeli borçlanmayla veya sürekli yüksek reel faiz verip sıcak para çekerek finanse edilemez. Tek yol dış borçlanma kalıyor. Türkiye’nin dış borç temerrüt risk oranı olan CDS oranı zaten yüksektir. Türkiye pahalı borçlanacak bu defa ilave olarak dış borç ödeme riski ortaya çıkacaktır.

Merkez Bankası Başkanı da “Petrol fiyatları arttı ve fakat devreye sokulan ‘eşel mobil’ sistemiyle, artan maliyetin bir kısmının ÖTV'den karşılandı.” diyor. Yani fiyatların tüketici fiyatların yansımadığını ifade ediyor. Ne var ki bütçe bir popülizm bütçesidir. Bütçede tasarruf yapılamayacağına göre bu defa vergi gelirleri düşer ve bütçe açıkları yine enflasyon yaratır.

Hazine ve Maliye Bakanı ile MB’nın ekonomi yönetiminin bu açıklamaları, güven vermedi .

Bu durumda;

  1. Petrol Fiyatlarındaki artışın ekonomik etkileri ne olur? Hükümet enflasyona mı , carı açığa mı öncelik verecek?
  2. Hükümet ve MB döviz kurlarını nereye kadar tutabilecek? Reel faiz nereye kadar?
  3. Kur şoku yaşanır mı?
  4. Çıkış yolu var mı? soruları öne çıkıyor.

Petrol fiyatlarındaki artış ilk aşamada; enflasyonu ve cari açığı artırır. Ama daha uzun vadede daha geniş istikrar sorunlarına neden olur.

Aslında savaşlar ve enerji fiyatlarının artması dünyada gıda sıkıntısı ve enflasyon yaratacaktır. İstikrarlı bir ekonomide hem enflasyon hem de cari açığın kontrollü artması sağlanabilir. Türkiye de kırılgan yapı, zaten mevcut yüksek enflasyon, demokrasi ve hukukta güven sorunu, siyasi sorunlar olduğu için, bu tür enerji sorunlarında ,enflasyonda ve cari açıkta da dünyadan ayrışıyor. Buna rağmen dünya ortalama seviyesinde kalması için önlem alınabilir.

Söz gelimi, Enerji fiyatlarındaki artış, bütçe açığı vermeden bütçe yoluyla karşılanabilir. Ancak bunun için kamu harcamalarının etkin kullanılması, kamuda tasarruf önlemleri alıp, uygulamak gerekir. Ama buna, bugünkü koşullarda ve uygulanan popülist politikalar açısından bakarsak, siyasi maliyeti yüksek olur ve hükümet bunu tercih etmez.

Cari açığı önlemek için, ithal ikameci politika uygulamak ve ithal ikame yatırımlarına bütçeden yüksek teşvik vermek gerekir. Bütçeden yatırım harcamalarına kaynak ayrılması, cari harcamalardan daha az talep artışı yaratır. Orta ve uzun zamanda da arz artışı yaratır.

İkincisi Çin’den teknoloji ithal etmiyoruz. Yılda 40 milyar dolar dış ticaret açığı veriyoruz. Çin’e kota ve vergi getirmek gerekir. Ama hükümet dış ticaret açığını düşünmüyor, enflasyon düşsün diye Çin’den ucuz mal ithalatını tercih ediyor.

Özetle; nerden bakarsak bakalım, ekonomi yönetimi enflasyonla mücadeleyi öne çıkarmaktadır. Bunun sebebi de siyasi popülizmdir. Çünkü enflasyonun etkisi bu gün ortaya çıkıyor. Cari açık dış borçla finanse edildiği için maliyeti sonraki iktidarlara erteleniyor.

Cari açığı dış borçla finanse etmek ve döviz ve dış borç krizini ertelemek, siyasi iktidarın umduğu kadar sürekli olmayacaktır. Kur artışı kaçınılmaz olacaktır. Çünkü;

Yukarıda izah ettiğim gibi, cari açık dış borçla kapatılıyor. CDS oranları ve borçlanma maliyeti yüksektir. Döviz kazanmadığımız için dış borçlar döviz ihtiyacı yaratıyor. Risk yüksektir.

2023 ortalarından sonra, Merkez Bankası rezerv satarak, yüksek faizle sıcak para çekerek, hükümet ve BDDK idari baskı yaparak, kur düşük tutuldu. Şimdi piyasada yüksek faize rağmen kur artışı bekleniyor. Zira yüksek faiz bile tasarrufların TL’ de kalmasını sağlayamıyor. Güven sorunu var.

Sıcak paraya gelince; yüksek faizle sıcak para girer. Ama siyasi riskler de yüksektir. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ertesinde yüksek oranda sıcak para çıktı. Yeni bir siyasi kriz, sıcak paranın da hızla çıkmasına ve kur şokuna neden olur.

Nerden bakarsak bakalım, siyasi iktidarın, bu günkü siyasi ve ekonomik yaklaşımı devam ettiği sürece, çıkışımız yoktur.