Venezuela’daki Trump usulü değişiklikten sonra gözler İran’da!
Haziran ayındaki 12 günlük İran-İsrail savaşının ardından muhataplık değişti. Aracı kaldırıldı; İran-ABD atışması başladı.
Bunun devamında ne gelir?
İletişim çağındayız; darbe yöntemleri de değişti. Görünen o ki ABD İran’da, koşullar, ortamlar, coğrafyalar çok farklı olsa da Venezuela’daki gibi bir değişim istiyor!
Yapabilir mi?
Trump’ın ve onun arkasındaki sömürgeci zihniyetli vahşi kapitalist gücün göze almayacağı şey yok!
ABD, İran’da Arap dünyasıyla barışık olmayan ama ABD ile barışık bir yönetim istiyor. Bu anlamda durumu şöyle özetleyebiliriz:
ABD’nin İran’daki hedefi rejim değil, yöneticiler!
Onları değiştirmek!
Bunun yanında rejimin ABD karşıtı ruhunu oluşturan kurumların içini boşaltmak niyetinde!
Muhtemel en kararsız oldukları kişi, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan!
***
Sunny - Evde Keyfin Yeni AdresiSunny TV, yüksek görüntü kalitesi ve Smart özellikleriyle ev eğlencesini kolaylaştırır.SUNNY
ABD’nin hedefine ulaşmada en önemli “silahı”, halkın mutsuzluğu, ekonomik sıkıntı içinde olması ve mevcut yönetimin bu sıkıntıları giderebileceğine dair umudunun olmaması! Venezuela’da bu “zemin” vardı!
İran’da Tahran çarşısının da kepenk indirip gösterilere katılması bu açıdan önemliydi!
İran’da rejimi koruyacak “ruh” ne kadar güçlü?
Mollaların rejim ihracından rejimi koruma noktasına gelmesi, yıllar içindeki erozyonu göstermeye yetiyor!
ABD’nin, İran’ı hedef seçmesinin arkasında Çin’i ve Rusya’yı yalnızlaştırmak da var. Dünya dengelerini kullanmasını iyi bilen İran, önce Rusya’dan sonra Çin’den büyük güç aldı. Elbet karşılığını da verdi. ABD, İran’daki olası yeni yönetimden ilk, bu iki ülkeyle arasına mesafe koymasını isteyecektir!
Trump, bir yandan İran’ı vurmak için tüm hazırlıkların yapıldığını açıklıyor bir yandan İran’la çok sıkı görüşmeler yapıldığını söylüyor.
Kapalı kapılar ardındaki sıkı görüşmelerde şunların olduğu açık:
- Nükleer silah arayışlarını bırak.
- Füze üretimini durdur.
- Devrim muhafızlarını lağv et.
- Halkına karşı güç kullanmayı bırak.
- Hizbullah ve Hamas’la bağını kes. İran bunlara evet demez, evet dese de hayata geçirmez, hayata geçirse de ABD tatmin olmaz, ABD tatmin olsa da İsrail olmaz!
Gidiş, başta vurguladığımız sürece doğru... İsrail’in önde görünmemesinin, ABD’nin tam müttefiki BAE gibi ülkelerin “İran’a saldırıyı desteklemiyoruz” demeci vermesinin altında yatan şu:
Eyy İran, bak ben senin vurulmana karşı olduğumu ilan ettim, savaş çıkarsa beni vurmaya kalkma!
***
Türkiye ne yapacak?
İktidar, Suriye’den ders almış olmalı ki İran’dan gelecek olası göçü sınırda göğüslemek için her şey yapılıyor. Sınır illerin valileri şimdiden uyarıldı.
Türkiye diplomasiyi de güçlü kullanmaya çalışıyor. Irak vurulacağı zaman da diplomatik yolları denemiş, işin sonuna doğru, “Günah bizden gitti” demiştik!
İran sürecinin Türkiye’ye üç ana etkisi görünüyor:
Göç, PJAK, ekonomi!
