Prof.Dr.Esfender KORKMAZ


Küresel kırılma ve yeni iktisat

Küresel kırılma ve yeni iktisat


1970 sonrası Keynesgil politikalar ve dünyada enflasyonun yükselmesine tepki olarak Küresel düzeyde Neoliberal politikalar benimsendi. Bu politikalar Devletin ekonomideki rolünü en aza indirerek bireysel girişimciliği ve serbest ticareti merkeze alan, özelleştirme, deregülasyon (düzenlemelerin azaltılması), monetarizm ve kamu harcamalarının kısıtlanmasını savunan ekonomik yaklaşımı ifade eder.

Bu politikalar içinde, Milton Friedman öncülüğünde gelişen, Monetarist (parasalcılık) yaklaşımı da öne çıktı.

Ekonominin temel belirleyicisi para arzıdır ve enflasyon "her zaman ve her yerde parasal bir olgu"dur.

Para arzının istikrarlı büyümesi, serbest piyasa ekonomisi, düşük enflasyon hedefi, paranın dolaşım hızının istikrarlı olması ve devlet müdahalesinin minimumda tutulması gerekir.

Her alanda olduğu gibi Dünya; iktisat politikaları alanında da denge kuramadı. Kapitalist ideoloji ön plana çıktı. Türkiye’nin de içinde bulunduğu özelleştirme furyası yapıldı. Devlet dışlandı.

Ancak zamanla neoliberal politikaların uygulanmasında çeşitli aksaklıklar ortaya çıkmıştır. Bu nedenle bugün iktisadi konjonktür iniş aşamasındadır.

Özellikle Rusya-Putin ve ABD-Trump, dünya ekonomik düzenini ve istikrarı tehdit ediyor.

Dünyada Ticaret parçalanması, enerji güvenliği, tedarik zincirleri, sanayi politikası, teknoloji rekabeti ve jeopolitik riskler ve belirsizlikler arttı. Çin gibi bazı ülkelerin büyümesinde önemli etken doğrudan yabancı yatırım sermayesi hareketleri azaldı.

Siyasi açıdan dengeli tek taraf, Avrupa Birliği kaldı.

Dünyayı yeniden ayağa kaldırmak ve makro dengeleri yeniden sağlamak için, yeni politikalar oluşturmak gerekir.

Ekonominin temeli demokrasi ve hukuka dayanır.

Küreselleşme konjonktürünün düşüşe geçmesi, bize gösterdi ki, demokrasi ve hukuki altyapısı olmayan hiçbir istikrar politikası sonuç vermez. Dünyada demokraside hızlı düşüş var. Paralel olarak da iktisadi konjonktür düşüyor.

Demokrasi ve hukukun üstünlüğü, kalkınmanın ve insan refahının anahtarı olarak kabul edilmelidir.

Dünya İdeolojik körlükten kurtulmalıdır.

Kapitalist ve sosyalist ideolojiler ve özellikle dini ideolojilerin hakim olduğu ülkelerde, kalkınma ve toplumsal refahın sağlanamadığını net olarak gürdük. Sosyalizm sovyetlerde halkın 70 yılını götürdü. Dini ideoloji Afganistan ve İran halkının refah ve huzurunu yok etti. Dünyanın ideolojik saplantılardan uzak durması gerekir.

Raysonel milli politikalar olmalıdır.

Öte yandan yine anlaşıldı ki, tüm ülkelere uygun tek bir küresel reçete yürümüyor. Her ülkenin kendi, gelişmişlik, ekonomik, siyasi ve sosyal yapısına uygun politika oluşturmak gerekir.

Küresel ilişkilerde tam serbestliğe sınır getirmek kısmen yerli ve milli politikalara geçmek gerekir. Türkiye’de yerli ve milli politikalar lafta kalıyor. Zira üretimde ithal girdi payı yüksektir. Dış ticaret açığımızın tamamına yakınını Rusya ve Çine karşı veriyoruz. Hiçbir önlem de almıyoruz.

Piyasa ile devlet arasında optimal bir denge kurmak gerekir.

Piyasa-devlet optimum dengesi için temel sorun, ekonominin gelişmişlik kriterlerine ve konjonktürel şartlara göre, nelerin devlet kontrolüne bırakılacağı ve nelerin piyasaya bırakılacağıdır.

Sosyal politikalar uygulanmalıdır.

Yeni politikalar merkezinde “sosyal koruma tabanı” olmalıdır. Asgari gelir güvencesi, işsizlik sigortası, çocuk destekleri, temel sağlık güvencesi ve kriz anlarında otomatik devreye giren yardım sistemleri güçlendirilmelidir.