Prof.Dr.Esfender KORKMAZ


MÜKERRER VERGİ BOZAR

MÜKERRER VERGİ BOZAR


Verginin vergisi, mükerrer vergi veya kümültaif vergi, vergiden de vergi alınması demektir.

Bir vergi, bir başka verginin matrahına eklenip, onun üzerinden vergi alınıyorsa, kümülatif vergileme var demektir. Söz gelimi otomobil satışında ÖTV var, ama ayrıca ÖTV‘li matrah üstünden KDV alınıyor. Başka bir ifade ile ÖTV’nin de KDV’si alınıyor.

 

Otomobil, akaryakıt, içki, elektronik, dayanıklı tüketim malları, ÖTV‘li matrah üstünden ayrıca KDV alınıyor. Yani verginin de vergisi alınıyor. Bu nedenle;

  • Satış fiyatı, bir milyon lira olan bir otomobili, 2 milyon 160 bin liraya,
  • 5 milyon 208 bin lira olan 2000 motor lüks bir arabayı, 20 milyon liraya,
  • 000 lira olan cep telefonunu, 36 000 liraya,
  • 14 lira 82 kuruş olan benzini, 41 lira 79 kuruşa,
  • 300 lira olan 70’lik rakıyı 1005 liraya alıyoruz.

Çifte vergilendirme, aynı gelir üstünden iki veya daha fazla vergi alınmasıdır.

Söz gelimi şirket karları üstünden yüzde 25 kurumlar vergisi alınıyor. Ancak aynı karlar hissedarlara temettü olarak dağıtıldığında bu defa yüzde 15 de temettü vergisi alınıyor.

Bir ülke vatandaşının diğer ülkelerde geliri varsa, her iki ülkede çifte vergilemeyi önlemek için “Uluslararası çifte vergilendirme anlaşmaları” yapılmaktadır.

Çifte vergilemenin ve mükerrer vergilemenin ekonomik istikrar üstünde olumsuz etkileri vardır.

Vergi yükü artar. Aşırı vergi yükü oluşur.

Aşırı vergi yükü teknik anlamda hesaplanan vergi yükünden daha farklı bir anlam taşır. Vergi sadece kamu harcamalarının finansman aracı değildir. Aynı zamanda iktisadi ve sosyal yapı üzerinde de etkileri vardır. Üretim ve tüketim kararlarını etkiler. Üretim ve tüketimde veya üretim ve tüketim arasında, marjinal ikame oranlarını değiştirir. Yani vergiler aynı zamanda maliye politikalarının da bir aracıdır.

Verginin ortaya çıkardığı olumsuz etkiler nedeniyle, verginin ekonomi üzerindeki yükü, mükelleflerin yaptıkları vergi ödemesini aşıyorsa, o zaman aşırı bir yük var demektir.

Türkiye’de bu nedenle tasarruflar azaldı. Marjinal tasarruf oranı gelirin artan fonksiyonudur. Gelir vergisi ve işletmelerin kurumlar vergisi, Türkiye şartlarında yüzde 80 oranında tasarruflardan ödeniyor. Bu gruplarda vergi yükü artınca yüksek gelir gruplarının tüketimi değil yatırıma gidecek tasarrufları azaldı, yatırım maliyetleri arttı ve yatırım eğilimi düştü. Daralan sanayi sektörü daha çok daralmaya başladı.

Enflasyon varken, ÖTV ve KDV gibi tüketim vergilerini artırmak, mal ve hizmet fiyatlarını daha çok artırdı. Özellikle zaruri tüketim malları ve gıda da KDV oranlarının artması, gelir dağılımını daha çok bozdu.

Mükerrer vergileme Vergilere çok sık zam gelmesi, harçların ve cezaların aşırı artması nedeniyle vergi verenlerde vergiye karşı tepki oluştu.

Vergi yükü ağırsa, firmalar ve haneler kararlarını verimliliğe göre değil, vergiden kaçınmaya göre almaya başlar. Vergi kaçırma riske değer hale gelir. Bu nedenle sanayici yatırım yapmıyor. Sermayesini faize yatırıyor ve kayıt dışı faaliyetler devam ediyor.

Yine yüksek vergi yükü ihracatçı maliyetlerini de artırdı. İhracatta rekabet gücünü olumsuz etkiledi.

Aynı ekonomik değer üzerinden tekrar vergi alınması, vergilemenin mali güç ve eşitlik ilkelerini zedeledi. Güven sorununun bir nedeni de budur.

Türkiye’de yapılması gereken, kamu kaynaklarını etkin kullanmaktır. Kamu kaynaklarını çarçur etmek ekonomiyi bozar, bu kaynakları sağlamak için vergi yükünü artırmak daha çok bozar.