Murat AĞIREL


Yeni bir yola çıkarken...

Yeni bir yola çıkarken...


 

 

Dün gece, uzun süredir aynı masada omuz omuza verdiğimiz gazeteci dostlarımla birlikte, Onlar TV’nin ilk yayınını gerçekleştirdik. Beklentimizin çok üzerinde bir ilgiyle karşılandık; binlerce kişi bizi izledi, yüz binlerce mesaj geldi. Abartmıyorum, telefonlarımız gelen bildirim ve mesajlardan kilitlendi. En kıymetlisi ise Türkiye’nin dört bir yanından yükselen “İyi ki varsınız” sesi oldu. İnsanların gerçeğe, samimiyete, doğru bilgiye, düzeyli, seviyeli haberlere ne kadar ihtiyacı olduğunu bir kez daha görmüş olduk.

 

 

Bu sesi duyanlardan biri de cezaevinden Ümit Özdağ’dı.

 

Evet, Ümit Özdağ, tutuklu bulunduğu yerden gönderdiği mesajla Onlar TV’nin ilk yayınına destek verdi. Bu destek, bize sadece moral değil, aynı zamanda bir sorumluluk da yükledi. Çünkü bir insanın, özgürlüğünden mahrum kaldığı yerde bile halkın haber alma hakkını savunması; susturulmaya çalışılan seslerin daha güçlü çıkmasına sebep olur.

 

Peki...

 

Ümit Özdağ neden tutuklu?

 

Kimi çevreler bu soruyu duyunca başını çeviriyor, kimileri ise cevap vermeye korkuyor. Oysa mesele çok açık: Ümit Özdağ, fikirleri nedeniyle tutuklu.

 

Bakın, Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, 19 Ocak 2025’te Antalya’da partisinin il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada şu sözleri sarf etti:

 

“Emin olun ki son bin yılda gerçekleşen hiçbir Haçlı seferi, Erdoğan’ın ve AKP’nin Türk milletine ve Türk devletine verdiği zararı vermemiştir.”

 

Küfür yok, iftira yok, yalanı eğip bükmek, sahte bir montaj videoya dayalı bir suçlama yok. Aynı zamanda profesör olan Ümit Özdağ, tarihsel süreçten gelen bir yorum yapmış.

 

Katılırsınız katılmazsınız, doğrudur değildir fark etmez.

 

Bu sözlerin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla hemen harekete geçti. Bir gün sonra, 20 Ocak’ta Ankara’da gözaltına alınan Özdağ, İstanbul’a götürüldü. Fakat bu sadece başlangıçtı.

 

Husten Sie täglich Schleim ab? Tun Sie Das heute Abend vor dem Schlafengehen

Hilfe Lunge

Soruşturma sürecinde, Özdağ’ın 2020-2024 yılları arasında sosyal medyada yaptığı paylaşımlar da dosyaya eklendi. Paylaşımlar arasında sığınmacı politikalarına yönelik ağır eleştiriler yer alıyor ve bazı resmi kurumların açıklamalarıyla çeliştiği belirtiliyordu.

 

Zaten Özdağ hedefteydi. Sistemin çarklarını zorlayan, tekere çomak sokan ifadeler kullanıyordu.

 

Bu süreçte 2024 yazında Kayseri’de yaşanan protestolar gündeme getirildi. 15 bin kişinin katıldığı, bazı düzensiz olayların yaşandığı gösterilerle ilgili olarak Emniyet’in hazırladığı raporda Özdağ’ın ve partisinin söylemleri “kışkırtıcı” olarak değerlendirildi. Ancak söz konusu raporun, olaydan sadece birkaç gün sonra alelacele hazırlandığı ve hukuki zemininin zayıf olduğu öne sürüldü.

 

21 Ocak’ta mahkemeye çıkarılan Özdağ, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasıyla tutuklandı. Şu anda Silivri Cezaevi’nde.

 

Tüm bu gelişmeler, siyasi bir tutuklamanın adım adım nasıl kurulduğunu gösteriyor.

 

Ortada silah yok, örgüt yok, tehdit yok.

 

Sadece sözler var. Eleştiriler, uyarılar, fikirler...

 

Yani eğer bir siyasetçi, konuştuğu için tutuklanıyorsa orada artık hukuk değil, korku vardır. Konuşmaması isteniyordur.

 

Siyasi rekabet değil, tahammülsüzlük vardır. İktidar da gördü ki Ümit Özdağ’ın fikirlerine karşı koyacak bir argüman yok. Özdağ haklı, Özdağ doğru söylüyor, Özdağ’a verecek cevap yok. O zaman ne olacak; hapse atılıp fiziken milletin karşısına çıkması engellenecek.

 

 

Bir düşünün konuşan siyasetçi ne kadar az? Özdağ içeride, Demirtaş içeride, İmamoğlu içeride, Can Atalay içeride... Hiçbirinin fikirleri aynı değil ancak ortak bir noktaları var: Muhalif olmaları.

 

Ama ironik bir şekilde, o tahammülsüzlüğün duvarlarını delen bir mesaj geldi dün gece:

 

Ümit Özdağ, Onlar TV’nin ilk yayınına başarılar diledi.

 

Demek ki umut, en kapalı yerden bile sızabiliyor.

 

Demek ki gerçek, bastırılınca daha da büyüyor.

 

Demek ki biz anlatmaya, siz dinlemeye devam ettikçe... Hiçbir karanlık sonsuza dek sürmüyor.

 

Artık Cesur Yürek (Braveheart) filminde Mel Gibson’ın canlandırdığı özgürlükçü İskoç şövalyesi Willam Wallace gibiyiz.

 

Filmin son sahnesinde William Wallace’a idam sehpasında “Kraldan merhamet dilen” denilmesine rağmen o sadece “Özgürlük!” diye bağırmıştı.

 

Bizde diz çöküp merhamet dileyenler oldu. Ama Ümit Özdağ onlardan olmadı. Ve artık toplum olarak “Özgürlük!” diye bağırıyoruz.