2025 IV çeyrek işsizlik oranı yüzde 8,2 olarak açıklandı. Bu açıklamada iki çelişki var;
Birincisi ilan edilen işsiz sayısı ve işsizlik oranında çelişkiler var.
Tüik işsiz sayısını açıklıyor. Ancak birde iş bulmaktan umudu kaybolanlar ile işsiz olduğu halde iş aramayan ve fakat iş bulsa çalışacak olanlar var. Bunlara TÜİK’in kabul etmediği işsizler diyelim.

Bir ekonomide işsizliği bu şekilde halının altına süpürürsek, inandırıcı olmayız, güven ve istikrar sağlayamayız. Dahası da yalnızca ilan edilenlere değil, işsiz sayılanlara da iş bulmak gerektiği için doğru bir istihdam politikamız olmaz. Doğrusu 2025 yılı sonunda iş bulmamız gereken işsiz sayısının 2 milyon 913 bin değil, 7 milyon 094 bin olduğudur.

İkincisi İstihdam oranı çok düşük ve buna karşılık hükümetin niyet dışında açıkladığı bir istihdam politikası yoktur.
Türkiye’nin üyesi olduğu, OECD ülkelerinde ortalama istihdam oranı yüzde 70,3 iken Türkiye’de yüzde 53,1’dir. Bu oran OECD ülkeleri içinde en düşük orandır.
OECD ülkeleri içinde en yüksek istihdam oranı olan üç ülke;
OECD ülkeleri içinde istihdam oranı en düşük üç ülke;
Orta vadeli programda, işsizliğe çözüm tek işe yarar başlık istihdam desteğidir. Teknik olarak bir istihdam modeli ve politikası yoktur. Niyet ve veri hedefleri vardır.
Türkiye de istihdamın artırılması da tek başına bir politika ile mümkün değildir. Önce ekonomik ve sosyal planlama ve bu plana bağlı 3 yıllık istikrar programı yapılmalıdır. Bu programda atılması gereken üç önemli olan adım var;
İlk yapılması gereken iç tasarrufları ve yatırımları artırmaktır.
Zira, güven sorunu nedeni ile artık doğrudan yabancı yatırım sermayesi Türkiye’ye gelmiyor. Yerli sermaye de çıkıyor. Bu günkü şartlarda yatırım ortamı yoktur. Yatırım ortamının düzletilmesi için; parlamenter sisteme dönerek başkanlık sistemini kaldırmak, hukukun üstünlüğünde ve yargı bağımsızlığında, iç ve dışta güven tesis edecek şekilde reform yapmak gerekir.
İkincisi, tasarruflar üzerinde artan ve artmakta olan vergi yükünü düşürmek gerekir. Yatırım teşvikleri vermek, yüksek ithal girdi kullanan sektörlerde ithal ikamesi uygulamak gerekir.
Üçüncüsü eğitimde iş gücü planlaması yapmaktır. İlerisi için işgücü tahminleri yaparak, eğitim sistemini, eğitim kurumlarını, mezun sayısını bu tahminlere göre düzenlemek gerekir. Ayrıca eğitimi ideolojiden uzak tutmak gerekir.