Mustafa BALBAY

Tarih: 28.02.2026 20:34

Nuremberg: Yeni Hitler’lere...

Facebook Twitter Linked-in

Geçen akşam dünyanın ve Ankara’nın en kara gündemleri arasında ailecek filme gidelim dedik. Avukat kızım Yağmur uzunca bir süredir yargı içerikli filmlere öncelik veriyor. Böyle durumlarda itiraz yolları kapalı olduğu için tek seçenek olan “Evet” deme hakkımızı kullandık!

 

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya’nın ortaçağ şehri Nuremberg’de üst düzey Nazi subay ve yöneticilerinin yargılandığı mahkeme daha önce de filmlere, belgesellere, romanlara konu olmuştu.

 

2025 yılı Amerikan yapımı son film hemen hemen bütün yönleriyle öncekilerden farklı. Sinema eleştirmenlerinin işine burnumuzu sokmadan filmin bizde çağrıştırdıklarını paylaşalım.

 

***

 

Nazi Almanya’sının Hitler’den sonra gelen ikinci adamı Göring’i Russell Crowe oynuyor. Russel Crowe, Türkçenin uyak gücünden yararlanmak gerekirse tam bir “asıl krov” olmuş!

 

Ana konu Göring’in yargılama sürecinde ruh halinin olabildiğince sağlıklı kalmasını sağlamak üzere görevlendirilen psikiyatristle ilişkileri. Ve tabii ki mahkeme!

 

Göring’in bütün kimliklerine yer verilmiş!

 

İyi bir aile babası. Eşinden mektup almayı çok önemsiyor. Kızına hayli düşkün.

 

Almanya’yı çok seviyor. Bu uğurda ne yapması gerekirse hazır!

 

Toplama kamplarındaki katliamlardan haberdar olmadığını iddia ediyor ama haberdar olsa bile Hitler’den vazgeçmeyeceğini söylüyor, söylettiriliyor!

 

Etki gücü çok yüksek bir komutan...

 

Güncelleme, Yedekleme Maliyetlerinden KurtulunDİA ile iş süreçlerinize özgürlük ve verimlilik katın!DİA Yazılım

 

Mahkeme salonunda o korkunç soykırım kamplarındaki görüntüler tüm çıplaklığıyla ilk kez gösterildikten sonra savunmasını yapıyor. Son sözü şu oluyor:

 

Heil Hitler!

 

Hitler’e bu kadar yüksek düzeyde bağlılığının nedenini şöyle anlatıyor:

 

“Bize Almanlığımızı geri verdi. Birinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’ya dayatılan anlaşma kabul edilebilir değildi!”

 

Göring mahkemede sıkıştırıldığı bir anda Amerikalılara soruyor:

 

- Siz Pearl Harbour’ı hazmedebildiniz mi?

 

Hızını alamıyor:

 

- Niçin atom bombası kullandınız? Göring idam edileceği gün sakladığı siyanürle intihar ediyor. Onu ruhen sağlıklı tutmaktan sorumlu psikiyatrist yıllar sonra aynı yöntemle intihar ediyor.

 

Filmin son altyazısı şöyle:

 

“İnsanlığın bundan sonra ne yapabileceğini anlamak için elimizdeki tek kanıt, bugüne kadar yaptıklarıdır!”

 

***

 

Filmin son sözünde insanın aklına 1995’te Bosna Hersek’teki Srebrenitsa katliamından bugünün Gazze’sine kadar her şey geliyor.

 

Nazi toplama kamplarından ikisini yıllar önce görmüştüm. Polonya’da Auschwitz kampı aklıma geldikçe tüylerim ürperir. İnsan yakma fırınları simsiyahtı, kurşuna dizme duvarları çok kullanılmış duruyordu. 2000’lerin başında dönemin Avrupa Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Kılıç, Bihlun Tamaylıgil, kaybettiğimiz sevgili ağabeylerimiz Tufan Türenç ve Baki Özilhan’la beni konferansa davet etmişti. Münih’teki Dachau kampına gittik. Auschwitz gibi. Müze kampı çok sayıda ilkokul öğrenci grubu da öğretmenleri eşliğinde geziyordu. Merak ettik, öğretmen nasıl anlatıyor?

 

Ali Kılıç’tan çaktırmadan dinlemesini rica ettik. Az sonra Ali Kılıç durumu şöyle anlattı:

 

“Öğretmen, ‘Çocuklar milliyetçilik, ülkesini sevmek iyidir. Ama burada yapılan kötü örnektir’ diyor!’”

 

Japonya’nın Hiroşima kentinde atom bombasından kaynaklanan hastalıklarla ilgili hastaneler var. Birinde sabahlamış, kanser hastalarıyla uzun uzun sohbet etmiştim. Diyaloglardan biri...

 

Sordum:

 

- Amerikalılara kızgın mısın?

 

“Hayır...”

 

- Neden?

 

“O gün atom bombası bizde olsa, biz kullanırdık!”


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —